fbpx

Bilgi & Randevu:

Horlama – Uyku Apnesi

Apne  Nedir?

Apne, Yunanca nefessizlik anlamına gelir.  Uykuda solunumun her hangi bir nedenle 8–10 saniyeden daha fazla durmasına, nefessiz kalmaya uyku apnesi denilmektedir.Uyku hastalıklarının en ağır formu “Uyku Apne hastalığıdır.” Gece boyunca apnelerin ataklar şeklinde devam etmesi saatte ortalama 5-7 defadan daha fazla tekrarlaması yaşamı ciddi şekilde tehdit eder ve hastalıkl olarak değerlendirilir.

Hava yolu tıkanmasına bağlı apnede; solunumun bir süre durması sonucu kandaki oksijen miktarı düşer (hipoksi). Oksijen seviyesindeki düşmenin beyin tarafından fark edilmesi sonrası kısa süreli bir uyanma meydana gelir ve güçlü bir solunum  gayreti ile  havayolu açılır. Bu durum özellikle horlayan kişilerde horlamada duraklama veya yavaşlama ve belirli bir süre sonra ani bir patlama sesi ile hava yolunun açılması şeklinde gözlenebilir.Uyku apnesi olan kişiler genellikle uykularının bölündüğünün farkında değildir ve iyi uyuduklarını zannederler.

Uyku süresince meydana gelen apne sayısı arttıkça, vücudun daha uzun süre oksijensiz kalmasına neden olur.  Uykuda derin uyku fazına yeterince geçilemez. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir.  Uykudan dinlenmemiş, yorgun kalkma ve bunlara bağlı olarak baş ağrısı, sinirlilik, kişilik değişikliği, huysuzluk, çabuk yorulma, genel isteksizlik hali ortaya çıkar. Gündüz aşırı uyku eğilimi hastalığın şiddeti ile doğru orantılı olarak artar. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülür.

oksijen azlığına bağlı olarak önemli hasarlar oluşur.  Yetersiz hava girişi nedeniyle kanda seyreden düşük oksijen seviyesi ve uyku boyunca nefes alma çabalarının vermiş olduğu düzensizlikler, Tüm organlarda, özellikle yaşam için önemli olan beyin, kalp ve kan dolaşımı sisteminle ilgili rahatsızlıkların artmasına sebep olmaktadır..Uzun sürelerde daha çok kan pompalamak zorunda kalan kalpte ritim bozulur, yıllar içinde  kalp büyümesi kalıcı hale gelebilir.Tansiyon yükselebilir.

Sonuç olarak Uyku Apnesi, yaşam kalitesinin artırılması için dikkat edilmesi ve sorgulanması gereken önemli bir rahatsızlıktır. Ülkemizde 2 milyondan fazla OSA hastası olduğu tahmin edilmektedir.

Uyku apnesi nedeniyle  vücut  uykuda tam dinlenemiyor ise;                          
yaşam = uykululuk,yorgunluk,mutsuzluk, başarısızlık ve stres yükü  haline  gelir

ÖZELLİKLE ŞİŞMAN ERKEKLER DİKKAT… Uykuda 10 saniye nefessiz kalıyor ve horluyorsanız doktora gitmekte sakın gecikmeyin. Çünkü tıkayıcı tipte horlama hastalığı, zamanla kalp ritmini bozar, yüksek tansiyon ve kalp büyümesine sebep olur.

Uyku apnesi çeşitleri 

Uyku Apnesinin üç temel türü vardır: Apne; Obstrüktif yani hava yolunun  tıkanmasına   bağlı,merkezi yani beyindeki solunum  merkezinin bozukluklarına bağlı yada  ikisinin  karışımı   şeklinde olabiliir.

1- Tıkayıcı uyku apnesi – Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA)

Üst hava yolunun tıkanmasıyla oluşan hastalıktır. Uykunun başlamasıyla birlikte yumuşak dokuların gevşemesi ve nefes alma sırasında oluşan  negatif basınç dolayısıyla solunum yolunun tıkanarak ağız ve burundan akciğere  yeterli hava girişi engellenir.
Üst solunum yollarında tıkanma oluşturabilen özellikle dil arkası ve   yutak çevresindeki  darlığın ileri boyutta olduğu durumlarda hastalık ağırlaşır. Nefes durmaları gece boyunca  bazen onlarca hatta yüzlerce kez tekrarlayabilir.
Apneler sıklıkla 20 saniyenin üzerindedir, şiddetli olgularda bu süre1-2 dakikalara ulaşır.Nefes durmaları sırasında kandaki oksijen miktarı önemli ölçüde azalır, dolayısıyla kalp, beyin ve diğer organlar yeterli oksijen alamaz.

Tıkayıcı uyku apnesi kimlerde görülür;

Tüm apnelerin % 80 idir.

Erkeklerde  %4, kadınlarda %2 oranında rastlanır. Horlamada olduğu gibi yaşın artmasıyla birlikte sıklık da artar; 60 yaş sonrasında erkeklerde  %28’lere,menopozdan sonra kadınlarda  %20’ye yaklaşır.

Bu tip uyku apne hastalığı; genellikle kısa boylu, şişman-göbekli, boyunları kısa ve kalın olan erkeklerin hastalığı olarak bilinir. Üst solunum yollarında daralmaya neden olan büyük dil, yüksek ve kavisli sert damak, sarkık yumuşak damak, uzun ve kıvrımlı küçük dil, küçük çene yapısı, büyük bademcikler, geniz ve burun etlerinde büyümeler, burunda alerjik şişlikler hastalığa zemin hazırlarlar.

Hastalığın oluş mekanizması hayli karışık olduğu için  sadece bu faktörlerle açıklamak her zaman mümkün olmaz. Nitekim uykuda nefes durmaları olmayan şişman kişiler var olduğu gibi  hastalığa zemin oluşturabilecek belirgin bir yapısal bozukluğu olmayan genç ve zayıf kişilerde de  apne ve horlama  görülebilir.

2-Merkezi Uyku Apnesi -Central Sleep Apnea (CSA)

Merkezi Uyku Apnesi, çok daha nadir görülür, apnelerin sadece % 2 sidir.  Solunumu kontrol eden kaslara  beyinden yeterli sinyaller gönderilememesi sonucunda ortaya çıkar.Solunum gücü azalır,tıkanma olur. Kanda  oksijen azalır , karbondioksit artar. Bu durum daha ilerlerse kişi uyanmaya zorlanır . Bu nedenle Merkezi uyku apnesi olan hastalar uyanma dönemleri tıkayıcı uyku apnesi olan kişilere göre daha fazladır ve  uyanmaları daha çok  hatırlarlar. Bu uyanmalar olmaz ise hayati tehlike artar.

3-Bileşik Uyku Apnesi -Mixed Sleep Apnea (MSA)

Bileşik Uyku Apnesi  olan hastalarda tıkayıcı ve merkezi apne bir arada  görülür. Apnelerin yaklaşık %18  idir.

Önce tıkayıcı uyku apnesi belirtileri görülür. Bu apne tedavi edilince merkezi apne bulguları ortaya  çıkar.  Bu apne çeşidi uzun yıllardır gözlenmekte ise de son yıllarda  test  imkanlarının artması ile tanı artmış ve uzmanlar tarafında  daha detaylı olarak kategorize edilmiştir.

UYKU APNESİ NASIL FARKEDİLİR, BELİRTİLERİ NELERDİR?

Uyku Apnesi nasıl fark edilir?

Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu genellikle hastanın eşi veya yakınları fark eder. En belirgin bulgu horlama arasında  nefeste duraklamalardır. Hastaların Büyük çoğunluğu çok şiddetli biçimde horlar. Yakınları tarafından düzenli horlarken aniden sesin kesilmesi ile bu durumun farkına varılır.

Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, nefes almak amacıyla kasılmaya devam eder. üst solunum yolundaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır. Basınç dahada artınca  öncekinden daha şiddetli bir ses çıkararak (adeta kükrer gibi) tekrar solumaya başlar. Bu esnada hastanın hatırlayamayacağı kısa bir uyanıklık olur.(bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde olup ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılır)

Uyku süresince, bir kısır döngü halinde;  solunumun durması – tekrar başlaması-kısa uyanıklık-uykuya dalma şeklindeki dönemler onlarca hatta yüzlerce kez yinelenerek devam eder.

Solunum durmalarının uzun sürmesi bazen hasta yakınlarını telaşlandırır.Uyandırmaya çalışır. Çok ileri hastalık halinde bazen hasta boğulma hissiyle  de uyanabilir.

Her Horlayanda Uyku Apnesi  Var mıdır?

Uykuda solunum durması olanların büyük çoğunluğu horlar. Ancak her horlayanda apne olmayabilir. Kesin tanı ancak konuyla ilgili uzman hekimlerin değerlendirmesi ve uyku laboratuarında ya da evde  yapılacak uyku testleri belirlenebilir.

Uyku Apnesinde Hasta Tarafından  Fark Edilen En Önemli Belirti Nedir?

Hastalığın ilk ve en belirgin bulgusu gündüz aşırı uykululuk halidir. Hastanın, gece boyu sık olarak tekrarlanan solunum durmaları yüzünden, çok sayıda kısa uyanıklıklarla bölünmüş ve bir türlü derinleşemeyen, dolayısıyla dinlendirici olmayan kalitesiz bir uykusu vardır. Hasta hatırlamadığından ve gece olup bitenlerden habersiz olduğundan, deliksiz uyuduğunu sanır. Ancak durum böyle değildir.

Hasta ne kadar uzun süreyle uyursa uyusun, sabah hiçbir şekilde dinlenmiş kalkamaz. Gün içinde sürekli isteksiz, yorgun, halsiz, enerjisini yitirmiş durumdadır. Başlangıçta istirahat halindeyken, otururken, toplantılarda, gazete okurken veya TV izlerken uyku atakları, hatta fırsat buldukça uyuklamalar ve kestirmeler başlar. Önceleri birkaç dakika sürer, zamanla ortam uygun olduğunda ya da hafta sonu 1–2 saat sürebilir.  Ancak süresi ne olursa olsun dinlendirici değildir, hatta uyanınca hasta kendini sersemlemiş hisseder. Hastalık ilerleyince uykululuk daha da artar, uygun olmayan ortamlarda, sinema-tiyatro gibi toplu yerlerde, iş görüşmesinde veya misafirlikte, hatta telefonla konuşurken ve en önemlisi direksiyon başında uyuklamalar başlar. Önemli iş ve trafik kazaları meydana gelebilir.

Hastalık, toplumun büyük bölümünü etkilemesine rağmen hekime başvuru azdır ve tanı gecikir. Çoğu hasta ve yakın çevresi, uzun süreden beri devam eden bu durumu kanıksar, neredeyse normal ve onun kişisel özelliği gibi kabul ederler. Önemli sayıda hasta, halsiz ve isteksiz görünümlerinden dolayı yanlışlıkla depresyon tanısı ile tedavi edilmeye çalışılır. Üstelik insanlar genellikle aşırı uykulu olduklarını kabullenmezler; bunun tembellik gibi algılanacağından endişe ederler. Durumlarını yaşam şartlarının zorluğu, aşırı stres, günün yorucu geçmesi gibi nedenlerle açıklamaya çalışırlar.

UYKU APNE HASTALIĞINDA TANI VE TEDAVİ PRENSİPLERİ

Kesin Tanı- Uyku Testi

Kesin tanı için vazgeçilmez yol, yakınmalar değerlendirilip apne varlığından kuşkulanıldığında, hastanın uyku laboratuarında Polisomnografi denilen tüm gece uyku incelemesinin yapılmasıdır.

Hastalığın derecesi nasıl belirlenir?

Uyku testi ile  uyku süresince nefes durmalarının sayısı, süreleri ve oksijen azalmasının derecesi (en düşük oksijen düzeyi) belirlenir. Uyku-apne sendromunda sadece nefes durmaları olmaz; hipopne denilen solunumda zayıflamalarda ortaya çıkar ve bunlar da oksijen azalmasına yol açar. Hastalığın derecesini belirlemek için uykudaki solunum düzensizliklerinin  saat başına düşen ortalamaları hesaplanır. Buna “apne-hipopne indeksi” adı verilir. Apne-hipopne indeksi 5–15 arasındaysa hastalık hafif düzeyde, 15–30 arasındaysa orta düzeyde, 30’un üzerindeyse ileri düzeyde demektir.

Tedavi Prensipleri

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Tıbbi tedavinin belirlenebilmesi için hastanın burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi sonrası apne ve horlamanın boyutu ve kişinin sağlığına etkisini belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları yapılır Uyku hastalığının tanısı konulduktan sonra ilgili uzman doktorlar tarafından tedavi planlanır.

Diyet ve kilo verme  

Kilo hastalıkta önemli bir etkendir ve kilo vermek şüphesiz gereklidir. Ancak Apneli hastalar metabolizmalarındaki ve hormonal dengelerindeki düzensizlikten dolayı kolay kilo veremezler ve  verdikleri kiloları kısa süre sonra fazlasıyla geri alırlar.

CPAP aleti kullanmaya başladıktan sonra gece  iyi oksijen alabildikleri için  kilo vermelerinin kolaylaştığı gözlenmektedir. Bu hem metabolik dengelerinin düzelmesine hem de uykululuğun azalması dolayısıyla daha hareketli bir yaşam sürmeye başlamalarıda kilo vermede  etkilidir. Aynı zamanda zayıflama ile birlikte üst solunum yolundaki darlığın azalması da CPAP aletini daha düşük basınçlarda kullanmayı sağlamakta ve  cihaza uyumu kolaylaştırmaktadır.

CPAP- BPAP ve Ağız içi apareyleri ve gerekli durumlarda ameliyatlar yapılmaktadır.

Facebook
Google+
Twitter
LinkedIn

RANDEVU TALEP EDİN

Aklınıza takılan başka sorular varsa; çekinmeden bize ulaşıp, randevu talebinde bulunabilirsiniz.

HIZLI İLETİŞİM

Telefon: 0 (212) 801 48 83
Telefon: 0 (212) 801 48 73
Mail: info@otrila.com
Adres: Maltepe mahallesi, Eski Londra Asfaltı cad. Kale Avrupa Konutları No: 32/1H Cevizlibağ/Zeytinburnu/İstanbul

HIZLI RANDEVU TALEBİ