fbpx

Bilgi & Randevu:

Kulak Hastalıkları

İŞİTME AZLIĞI NEDİR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

İşitme Azlığı Çeşitleri:
Dış ve orta kulak sesi iletir; iç kulak ise algılar. Dış ve orta kulakta bir rahatsızlık olduğu zaman, iletim tipi işitme kaybı gelişir. İç kulaktaki bir rahatsızlıkta, sinir tipi (sensörinöral) işitme kaybı ortaya çıkar. Hem dış ve orta kulak hem de iç kulaktaki rahatsızlık birlikte ise karışık tip (mikst) işitme kaybı oluşur.

İletim Tipi İşitme Kaybı:
İletim tipi işitme kaybı, dış kulak yolunun kapanması, kulak zarında delik oluşması, orta kulak enfeksiyonları veya orta kulak kemikçiklerinin rahatsızlıklarında oluşabilir. Bu tip bir işitme azlığı genellikle düzeltilebilir niteliktedir. İletim tipi işitme kaybı olan kimse, sanki kulakları dolu veya tıkanıkmış gibi hisseder. Kendi sesi kulağına kuvvetli geldiği için, sıklıkla yavaş tonda konuşur. Genelde kalabalık ortamlarda daha iyi duyar. Patlamış mısır gibi hışırtı çıkartan yiyecekleri yerken, sesler kulağına çok yansır ve konuşmaları anlamak için çiğnemesini durdurma ihtiyacı hissedebilir.
İletim tipi işitme kaybı kalıcı değildir, tam sağır olunmaz. Kulak kanalının temizlenmesi, ilaç tedavileri, operasyon veya işitme cihazı ile her zaman duyması sağlanabilir.

Sinir Tipi (Sensörinöral) İşitme Kaybı :
Bu tip işitme kaybı, iç kulak dolaşımının bozulması veya sıvı basıncının yükselmesi veya sinir iletimindeki bozukluklardan meydana gelir. En sık görülen sebebi, yaşlanma ile sinir uçlarında olan değişikliklerdir. Bu tip işitme kaybı düzeltilemez, nadiren sağırlığa kadar ilerler. Tiz seslerde kayıp daha fazla olduğu için pes sesleri, tiz seslerden daha rahat algılar. Bu nedenle bazı sinir tipi işitme kayıplı hastalarda işitme azlığı yanında anlama zorluğu da oluşabilir. Hasta, etrafında söylenenleri, sesi duyduğunu fakat anlayamadığını söyleyebilir. Ses şiddetinin artması, sadece kafasının karışmasına yol açar. Konuşmayı duyabilir fakat net algılayamaz. Sessiz ortamlarda daha rahat duyar ama telefonda konuşulanları duymakta zorlanır. İnce sesleri, zil sesini veya diğer odada çalan telefon sesini duyamayabilir.

Karışık Tip (mikst) İşitme Kaybı
Hem iletim tipi ve hem de sinir tipi işitme azlıklarının beraber olduğu işitme kayıplarıdır.

Tek Kulakta İşitme Kaybı
Tek taraf kulakta oluşan işitme kaybı, , sesin geldiği yönün tayin edilmesine engel olur. Rahatsız olan kulak tarafından konuşulduğunda veya akustiğin iyi olmadığı yerlerde duymakta zorlanır.

İşitme Azlığının Belirlenmesi ve Rehabilitasyon :
İşitme kaybının sebebini, derecesini anlamak için kişinin, bir kulak burun boğaz hekimi muayenesi ve bir odyolog tarafından testlerin yapılması gerekir.
Tedavide önleyici tedbirler yanında, ilaç tedavileri ameliyatlar ve işitme cihazları gerekebilir. İletim tipi işitme kayıplarının pek çoğunda düzeltici cerrahi işlemler ve ameliyatlarla işitmede düzelme sağlanabilir. Sinirsel tip işitme kaybında ise işitme cihazları yardımcı olabilir.
İşitme kaybı olan her kişinin yeterli rehabilitasyona ihtiyacı vardır. Rehabilitasyon hizmetleri dudaktan okumayı, işitme ve konuşma eğitimini, işitme cihazı kullanımını ve sosyal faaliyetlerin geliştirilmesini içerir. Ancak rehabilitasyon programı tüm işitme kayıplarında standart değildir, her hastaya ihtiyacı olduğu kadarı yapılır. Bu tür programlar kişinin topluma kazandırılması ve yaşam kalitesinin artmasında tahmin edilenden çok daha fazla yardımcı olabilir.

KOKLEAR İMPLANT / BİYONİK KULAK

Koklear İmplant-Biyonik Kulak Nedir?

Koklear implant iç kulağa ameliyatla yerleştirilen bir iç kulak protezidir. Ameliyatla iç kulağa yerleştirilen parça ve kulak arkasında konuşma işlemcisi olarak iki parçadan oluşur. Koklear implant sisteminin dış parçası sesleri toplar, elektiriksel uyarımlara dönüştürür ve iç kulaktaki parçaya gönderir, iç kulakta bulunan elektrot dizini işitme sinirini uyarır, beyne iletilen bu uyarılarla işitme sağlanır.

Normal işiten kulakta iç kulakta sesi işleyerek işitme sinirine gönderen tüylü hücreler bulunur. Hücre sayısı az olduğunda bu durum işitme kaybıyla sonuçlanır. Çok ileri derecede işitme kayıplı hastalarda bu hücrelerin sayısı çok azdır. Normal işitme cihazı sesi kulağa kuvvetli göndererek iç kulakta mevcut olan az sayıdaki hasarlı duyma hücrelerinin sesi işlemesine yardımcı olur. Fakat bu yardım konuşmayı öğrenecek, işitsel gelişim sağlayacak kadar yeterli olmaz.

Koklear İmplant sisteminde işitme siniri tüylü hücreler aracılığıyla değil, bu hücrelerin bulunduğu bölgeye yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla elektriksel olarak uyarılır.
Bu sebeple çok ileri derecede sensorinöral işitme kaybı olan hastalarda bile işitme cihazından çok daha fazla etkilidir.

Koklear implant hangi yaşta yapılır ?

Lisan gelişimi sonrası işitme kaybı olanlarda implant her yaşta yapılır.
Lisan gelişimi öncesi işitme kaybı olan bebek ve çocuklarda ise koklear implant uygulamasında yaş çok önemlidir. Dil ve konuşmayı öğrenme açısından yaşamın ilk 4 yılı kritik dönem olarak adlandırılır. Araştırmalar 0- 4 yaş arası implant olan çocukların işitsel performanslarının, dil ve konuşma gelişimlerinin 4 yaşından büyük çocuklara göre çok daha iyi olduğunu göstermektedir.İmplant olma yaşı geciktikçe koklear implanttan sağlanacak fayda da azalmaktadır.

Eskiden işitemediği için konuşamayan ve ” sağır dilsiz ” olarak adlandırılan doğuştan çok ileri derecede iç kulak tipi işitme kayıplı çocuklara erken yaşta koklear implant yapıldığında işitebilmesi ve konuşmayı öğrenmesi mümkün olmaktadır. Ancak dil ve konuşma gelişimi olmamış ya da yetersiz olmuş 4 yaş üzeri çocuk ve yetişkinlerin koklear implant cihazından göreceği fayda çok az olacaktır. Bu sebeple koklear implant kurullarında bu hastalar için ameliyat kararı alınmamaktadır.

 

AKUSTİK NÖRİNOM
Akustik Nörinom Nedir?

İç kulak ile beyin arasında işitme – denge siniri üzerinde oluşan iyi huylu tümöre verilen isimdir. İç kulakta yarım daire kanalları denilen denge bölümünden çıkan denge siniri ve koklea denilen işitme bölümünden çıkan işitme siniri beraberinde yüzün hareketini sağlayan sinir ile birlikte iç kulaktan beyne doğru giderler. Bu üç sinirin birlikte beyne geçtiği bu alanda oluşan iyi huylu bir tümördür. Çok yavaş büyür, bu yüzden şikayetler belirgin hale gelmeden yıllar boyu sürüyor olabilir.
Ortaya çıkan ilk şikayet genellikle kulak çınlamasıdır. Tümör büyüdükçe sinirin işitme bölümü de etkilenir ve işitme azlığı ortaya çıkar. Baş dönmesi genellikle görülmez, Ancak dengesizlik hissi olabilir.

Akustik Nörinom teşhisi:
İşitme testleri, denge testleri, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans ile konur.

Akustik Nörinom tedavisi:
Tümör belirli büyüklüğün üzerinde ise operasyonla çıkartılmasıdır. Ameliyatın hem giriş yeri açısından ve hemde yapılış tekniği açısından pek çok farklı yöntem tanımlanmıştır. Ameliyattaki en önemli sorun yüz felci ve işitme kaybı gibi riskler taşımasıdır.

BAROTRAVMA NEDİR? KULAKLARDA BASINÇ ARTIŞI NEDİR?

KULAKLARDA BASINÇ ARTIŞI – BAROTRAVMA

Gerek dalma, gerekse uçakta özellikle iniş ve kalkışlar gibi ani basınç değişikliği durumlarında östaki borularının iyi çalışması gerekir. Östaki borusunun iyi çalışmadığı durumlarda ani dalmalarda, yükseğe çıkmalarda ve uçaklarda oluşan ortam basıncı değişikliğine uyum sağlanamaz ve zarın iki tarafında basınç eşitlenemez. Meydana gelen barometrik değişiklikler sonucu kulak zarı, işitme kemikçikleri, orta kulaktaki havalı boşluklar ve hatta iç kulak etkilenebilir. Buna BAROTRAVMA denir.

Uçak yolculuğu sırasında kulaklarda ani basınç değişikleri ve ağrılar en sık görülen sağlık sorunlarından birisidir. Çocuklarda özellikle inişlerde olan ağlamalar kulaktaki basınçla değişimi ile oluşan ağrıya bağlıdır.

Östaki Borusu Neden Tıkanır ?

Östaki borusu, birçok sebepten dolayı tıkanabilir veya ağzı kapanabilir. Östaki borusunun tıkanmasına yol açan en sık sebep basit soğuk algınlığıdır. Orta kulak iltihapları yanında, geniz eti, burun eti şişlikleri, sinüzitler ve burun alerjileri de (saman nezlesi gibi) sık sebeplerdendir. Östaki borusu yetişkinlere göre daha dar olduğu için çocuklar tıkanıklığa daha yatkındırlar.
Östaki borusu tıkandığında orta kulak ve kulak kanalı arasındaki basınç eşitlenemez, orta kulakta vakum oluşur, kulak zarı içeri doğru çöker. Gerginleşen kulak zarı normal titreşemez ve sesler donuk, az gelir, çınlama ve ağrı oluşur. Bu durum bir süre devam ederse, orta kulaktaki dokudan salgılanan sıvı burayı doldurur. Bu duruma “orta kulakta sıvı birikimi”, ‘’efüzyonlu otit’’ “seröz otit” veya “aero-otit” isimleri verilir.

Orta Kulak Basınç Artışı Tehlikeli Midir ?

Bazen bu sıvı içine küçük kanamalar da olabilir. Ani basınç değişikliklerinde, bu duruma hemen uyum sağlayamayan kulak zarında delinmeler olabilir. Hastalar şiddetli kulak ağrısı, işitme kaybı, çınlama hisseder. Bazı olgularda hastalık mastoid kavite dediğimiz, orta kulağın peteksi dokusuna yerleşebilir. Bu durum daha ilerde zaman zaman orta kulak enfeksiyonları ile seyreden, çoğunlukla da işitme kaybının olduğu kronik bir hastalığa dönebilir.
Çok nadiren orta kulağı iç kulaktan ayıran çok küçük iki penceredeki zarlarda basınç değişiklikleri ile zedelenme ve yırtılma olabilir, perilenf denilen iç kulak sıvıları orta kulağa akabilir. Ani ve şiddetli baş dönmeleri, çınlamalar ve işitme kayıpları olabilir. Hasta özellikle pozisyon değişikliklerinde ani baş dönmesi atakları geçirir. Denizde belli bir derinlikte bunlar oluşursa kişi hızla su yüzüne çıkmak isteyeceğinden vurgun yiyebilir ya da oryantasyonunu kaybederek daha derine fark etmeksizin inebilir. Hayati birtakım tehlikelerle karşılaşılabilir. Perilenfatik fistülü denilen iç kulaktaki sıvının sızıntısına bağlı olarak işitme tamamen kaybedilebilir.

Uçak Yolculuğu, Yükseğe Çıkma ve Dalma Nasıl Problem Yaratır?

Uçak yolculuğu sırasında özellikle inişlerde ani basınç değişiklikleri olur. Bu basınç değişikliklerinin eşitlenmesi için östaki borusunun o sırada hemen açılıp gerekir. Ancak östaki borusu iyi çalışamadığında kulak zarının iki tarafında basınç eşitlenemez. Günümüzde uçaklarda basınç kontrolü daha iyi olmakla birlikte hala sorunlar yaşanabilmektedir. Uçucu personelde sık olduğu için bu soruna ‘’hostes hastalığı’’ da denilmektedir.
Sadece uçaklarda değil basınç değişikliğine yol açan her durum problem yaratır. Aynı durumla, yüksek binalarda hızla hareket eden asansörlerin içinde veya suya dalarken karşılaşılabilir.

Uçak Yolculuğunda Yükseğe Çıkma ve Dalmada Kulakların Tıkanması Nasıl Önlenir? Neler Yapılabilir?

Yutma işlemi östaki borusunu açan kasları harekete geçirerek basıncın dengelenmesini sağlar. Bu nedenle yutkunmak, sakız çiğnemek ve esnemek faydalıdır. Uyurken yutkunma işlemi çok yavaşlayacağı için özelikle iniş sırasında uyumamaya dikkat edilmelidir. İniş sırasında bebeğin emzirilmesi ya da beslenmesi ve uyutulmamasıı faydalı olacaktır.
Burnu kapatarak kulağa hava vermeye çalışıp yutkunarak yapılan valsalva manevrası oldukça etkilidir.
Soğuk algınlığı, aktif sinüzit veya alerji sonucu burun tıkanıklığı yoğunsa uçuşu ertelenmelidir. Son günlerde bir kulak müdahalesi geçirilmişse doktorun izni ile uçulabilir.
Bu sorunu sık yaşayanlarda inişe geçmeden yaklaşık bir saat önce burun açıcı bir ilaç veya sprey kullanılabilir. Bu ilaçlar burnu ve östaki borusunu açarak orta kulak havalanmasına yardımcı olur. Alerjisi olan kişiler alerji ilaçlarını uçuş öncesi almalıdır. Kulaklar hâlâ açılmıyorsa ve ağrıyorsa kulak hekimine başvurulmalıdır.

Sinüslerde Barotravma :

Basınç değişikliklerinden etkilenen bir diğer organ yüz kemikleri içinde yer alan sinüs boşlukları ve sinüs yollarıdır. Aynen kulakta olduğu gibi, sinüs boşluklarını burun boşluğuna birleştiren ince kanallar ve delikler vardır. Aynı mekanizmayla bu bölgede oluşan ödem ve şişlik, sinüslerin havalanmasının bozulmasına ve sinüs mukozalarının ürettiği sıvı ile sinüs boşluklarının dolmasına neden olur. Şiddetli baş ağrıları, yüz ağrısı, geniz akıntısı oluşabilir. Bazen sinüs boşluklarında şiddetli basınç burun kanaması yapabilir.
Derin deniz dalgıçlığı ya da su altı sporları yapacak kişilerin barotravmadan korunabilmeleri için kulak burun boğaz açısından problemli olmamaları ve bu konuda bilinçli olmaları gerekir. Burundan nefes alma problemi, burunda kemik eğriliği, burun içi etlerde şişme, kronik sinüzit, kronik akıntılı kulak hastalığı, östaki borusu tıkanıklığı, kulak zarında delik olup olmadığı detaylı olarak değerlendirilmeli ve problemi olanlar dalmamalıdır.

Barotravmada Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Eğer orta kulakta ani bir sıvı toplaması olmuşsa, kulak zarını çizerek (miringotomi) orta kulaktaki basıncın azaltılması ve sıvının boşaltılması gerekebilir.
Östaki borusunun uzun süreli, geçmeyen tıkanıklıklarında kulak zarına geçici olarak tüp takılabilir.
Bu sorunu sık yaşayanlarda tedavi sebebe yöneliktir. Burundan nefes alma problemi, burunda kemik eğriliği, burun içi etlerde şişme, kronik sinüzit, kronik akıntılı kulak hastalığı, östaki borusu tıkanıklığı, kulak zarında delik olup olmadığı detaylı olarak değerlendirilmelidir. Varsa üst solunum yollarında tıkanıklık yapan anatomik bozuklukların düzeltilmesi gerekir. Kulak zarındaki yırtık ya da delikler cerrahi olarak kapatılmalıdır. Osteom ve Egzostoz gibi kulak kanalını tıkayan kemik büyümelerinin cerrahi olarak düzeltilmesi mümkündür. Baş dönmesine de neden olan bir iç kulak fistülü düşünülüyorsa, hastalığın ilaç tedavileriyle düzelmemesi durumunda fistül ameliyatları yapılabilir.

GÜRÜLTÜNÜN İŞİTMEYE ETKİSİ – AKUSTİK TRAVMA
“Gürültü”Kulaklara Zarar Verebilir Mi?

Yüksek sese maruz kalmakla oluşan ”Akustik travma” ” çok şiddetli gürültünün sebep olduğu işitme kaybıdır. Gürültü aşırı yüksek veya uzun süreli olursa çınlama, uğultu ve beraberinde iç kulakta sinirsel tip işitme kaybı oluşabilir.
Akustik travma en sık karşılaşılan işitme azlığı ve çınlama sebeplerindendir.

Top, tüfek, tabanca gibi ateşli silahlar ve patlayıcıların yaptığı ani gürültü akustik travmaya neden olabilir. Bazı kişiler için tek bir patlama sesi dahi akustik travma oluşması için yeterlidir. Genellikle patlayıcı ne denli güçlü ise sağırlık o denli çok olur. Kapalı ortamlardaki patlamalar açık havadakinden daha zararlıdır. Su altı patlamaları kulağa havadakinden çok daha fazla zarar verir.
İşitme kaybı, sıklıkla yüksek frekanslarda başlar. Tinnitus denilen çınlama,uğultu şikayeti hemen hemen daima vardır.

Kulaklar Gürültüye Alışabilir Mi?

Gürültüye alışmak söz konusu değildir. Sadece herkesin etkilenmesi aynı değildir. Gürültü çok şiddetli olursa ve uzun sürerse iç kulaktaki sinir hücrelerinde tahribat artar daha fazla işitme siniri hasar görür. Ölü sinir hücrelerini hayata döndürmek mümkün değildir; hasar kalıcıdır. Giderek işitme azalır. Gürültü kaynaklı hasarlarda mevcut durum düzeltilemese bile aşırı sesten korunarak ve tedavi ile hasarın ilerlemesi durdurulabilir.

Gürültünün Zararlı Olduğu Nasıl Bilinebilir?

İnsanların gürültüye karşı hassasiyetleri değişiktir.

Kendini duymak için bağırmak zorunda kalınıyorsa,
Gürültü kulakta ağrı oluşturuyorsa,
Kulak çınlaması oluyorsa,
Gürültüye maruz kaldıktan sonra birkaç saat hafif sağır gibi olunuyorsa gürültü kulağa zarar veriyor olabilir.

Sesin Frekansının İşitme Kaybıyla İlgisi Nedir?

Sesin yoğunluk veya şiddeti “desibel” cinsinden ifade edilir. Frekans, sesin saniyedeki titreşim sayısıdır. Ses, alçak frekanslarda “kalın (pes)”, yüksek frekanslarda “ince (tiz)” duyulur. Uzmanlar 85 desibel üzerindeki sese sürekli maruz kalmanın tehlikeli olabileceğinde anlaşmışlardır. İşitme kaybı başladığında ilk önce yüksek frekanslarda duyma azalır. Yüksek frekanslardaki kayıp, sesin yapısını da bozabilir; bu yüzden kişiler işitse bile işittiklerini tam olarak anlamakta zorluk çekerler. İşitme kaybı olanlar çoğunlukla birbirine benzeyen sesleri ayırt etmede zorlanırlar.

Belli ses seviyelerinde izin verilebilir maksimum çalışma saatleri;
90 dB 8 saat
92 dB 6 saat
95 dB 4 saat
100 dB 2 saat
105 dB 1 saat
110 dB 30 dakika
115 dB 15 dakikadan az

Duyulan Yüksek Sesin Süresinin, İşitme Kaybına etkisi Var Mıdır?

Kesinlikle vardır. Yüksek şiddette sese ne kadar uzun süre maruz kalınırsa, işitmede o kadar fazla hasar oluşur. Aynı zamanda ses kaynağına ne kadar yakın olunursa sesin şiddeti ve rahatsız ediciliği o kadar fazladır.
Her silah sesi, yakındaki kişilerin işitmesinde hasar meydana getirebilir. Uzun namlulu silahlar ve top daha şiddetli ses çıkardıkları için en riskli olanlardır. Fakat oyuncak silahlar bile yakınlığa bağlı olarak işitmede hasar meydana getirebilir.
Son zamanlarda gençlerde yapılan araştırmalarda çok gürültülü diskolarda ve kulaklıklarla yüksek sesli müzik dinleyenlerde önemli ölçüde sorun belirlenmiştir.

Gürültü, İşitmemin Dışında Daha Fazla Bir Zarar Verebilir Mi?

Gürültüye aşırı maruz kalanlarda işitme azlığı yanında kulak çınlaması da olabilir. Çoğunlukla kalıcıdır. Bazı kişilerin, yüksek ses karşısında endişe ve hassasiyeti artabilir, nabız ve kan basıncında artış olabilir veya mide asit salgısında artış görülebilir.
“Yüksek gürültü” ayrıca iş ortamında dikkati dağıtarak verimi düşürebilir.

İşitme Koruyucuları Kullanılmalı Mı?

Çok gürültülü ortamlarda çalışanların işitme koruyucuları kullanmaları gerekir. Ayrıca çok gürültülü bir alet veya silah atışlarında da kullanılmalıdır.
İşyerinde günde sekiz saatten fazla 85dB veya yukarısında gürültüye izin verilmemelidir. Çalışılan alanda ortalama ses şiddeti sekiz saat süre ile 90 dB den yüksek ise işitme koruyucuları kullanılmalıdır.

İşitme Koruyucuları Nelerdir ve Ne Kadar Etkilidir?

Kulaklıklar ve kulak içine konan tıkaçlar zara ulaşan sesin şiddetini azaltmaya yararlar.
Kulak tıkaçları dış kulak yoluna takılırlar ve sesin şiddetini ve kulağa zarar vermesini azaltırlar. Bunların etkili olabilmesi için kulak yolunu tam tıkamaları gerekir. Çeşitli boyutlarda ve tiplerde olabilirler. Kullanırken temiz olmalarına ve dış kulak yolunu tahriş etmemelerine titizlik gösterilmelidir.

Tıkaç Çeşitleri :

Tüm kulak kepçesini kapsayan kulaklıklar; bütün kulağı-kulak kepçesini kapsar ve baş üzerinden geçen bir bant ile iki kulaklık birbirine bağlıdır. Etkili olması için kulak kepçesini sıkıca kapatması gerekir.
Kulak kepçesinin iç boşluğunu ve dış kulak yolunu tam olarak kaplayan akrilik kalıplar; Bunlar işitme cihazları için yapılan kalıpların deliksiz şeklidir.
Dış kulak yoluna tıkamak için kullanılan hamur kıvamındaki silikon,sünger veya vazelinli pamuk tıkaçlar;
Kulak tıkaçları ve tam kulaklıklar sesin şiddetini 15 ile 30dB kadar azaltır. İkisi birbirine yakın olmakla birlikte kulak tıkaçları düşük frekanslarda daha fazla, tam kulaklıklar ise yüksek frekanslarda daha fazla etkilidirler.
Beraber kullanıldıklarında ek olarak 10-15dB daha fazla koruma sağlarlar. Gürültü 105 dB’den yüksekse beraber kullanımları önerilir.
Kulak kanalına sokulan basit pamuk sünger ve kâğıt benzeri tıkaçlar, yeterince etkili değildir, sadece 5-7dB kadar şiddeti azaltırlar.

İşitme Koruyucularının Genel Problemleri Nelerdir?

Ülkemizde bu tür işitme koruyucusu kullanan işçilerin uygun ve sürekli kullanılmamaları nedeniyle zorunlu korunma seviyesinin yarısından daha azı ile korundukları düşünülmektedir. Sekiz saat devamlı kullanıldığında 30dB koruma getiren koruyucular, bir saat takılmazlarsa toplam koruyuculukları % 70 azalmaktadır.
Gürültüye maruz kalma, birikim yapabileceği için evde ve sosyal ortamlarda karşılaşılan gürültü de günlük limite eklenmelidir. İşyerinde maksimum günlük doza ulaşılmışsa sonradan gürültülü bir ortamda bulunmak veya yüksek sesli müzik dinlemek güvenlik limitini geçmeye sebep olur.

İşitme Koruyucuları Kullanırken İnsanı veya Makine Sesi İşitilir mi ?

İşitme koruyucular etraftaki gürültünün duyulmasına engel olur, ancak konuşmaların duyulmasına engel değildir. Hatta çevre gürültüsü azaldığı için konuşmalar daha net anlaşılabilir. İşitme koruyucu kullanan işçiler makinenin çıkardığı sesi başlangıçta iyi duymazlar ancak bir süre sonra buna alışırlar ve ses değişikliğini fark ederler.
İki taraflı işitme kaybı olan kişiler işitmeleri zaten az olduğu için koruyucu kullanmalarına gerek yoktur.

Gürültü İşitmede Hasar Oluşturmuşsa Ne Yapılabilir?

İşitme kaybı, genellikle yıllar içerisinde gelişir. Ağrısız ve yavaş yavaş olduğu için farkına varmayabilirsiniz. İşitme azlığı ile birlikte çınlama ,uğultu varsa daha kolay fark edilebilir. Özellikle gürültülü ortamlarda insanların ne dediğinin anlaşılamaması, yüksek frekans işitme kaybının başlangıcı olabilir ve işitme testlerinin yapılması gerekir.

KULAK KİREÇLENMESİ – OTOSKLEROZ – TİMPANOSKLEROZ

KULAK KİREÇLENMESİ

Halk dilindeki kulak kireçlenmesi; kulak zarı, orta kulak ve iç kulaktaki iki farklı hastalığı anlatan genel bir tanımlamadır. Bu iki hastalığın birbiriyle bağlantısı yoktur.
Birincisi orta kulaktaki özengi kemiğinde oluşan ilave kemikleşme sonucu işitme kaybına yol açan tıbbi adı Otoskleroz olarak tanımlanan hastalıktır.
İkincisi ise sıklıkla kulak zarında kireçlenme ile seyreden timpanosklerozdur.

TİMPANOSKLEROZ NEDİR?

Timpanoskleroz sıklıkla geçirilen orta kulak enfeksiyonlarının kulak zarı ve orta kulakta bıraktığı sekellerdir. Geçirilmiş enfeksiyonlar ve ameliyatlar orta kulak mukozası ve kulak zarında kalsifikasyon dediğimiz kireçlenmeye neden olur. Sıklıkla kulak zarı üzerinde beyaz plaklar olarak görülür. Timpanosklerozda, zar sağlam veya delik olabilir. Herhangi bir şikayet vermez. Nadir olarak kireçlenmeler yaygın timpanoskleroz şeklinde seyredip kemikçik zinciri tuttuğunda, kemikçikleri hareketi bozulur ve iletim tipi işitme kaybı oluşabilir. Bu tür kemikçik zincir tutulumu olanlarda işitme kaybını düzeltmek için cerrahi tedavi gerekebilir.

OTOSKLEROZ NEDİR?

Orta kulak, ses dalgalarını kulak zarından iç kulağa güçlendirerek iletmekle görevlidir. Bu işlev orta kulakta bulunan 3 kemikçik yardımı ile gerçekleştirilir. Kemikçikler titreşerek hem ses dalgalarını güçlendir hem de iç kulağa iletimi sağlar. Otoskleroz hastalığında iç kulakla temasta olan üzengi kemiğinin tabanında yeni kemik oluşumu gerçekleşir. Bu kemik oluşumu üzengi kemiğinin titreşmesini ve ses dalgalarının iç kulağa iletilmesini engeller. Bunun sonucunda “iletim tipi” işitme kaybına neden olur.
Nadir olarak, bu hastalığın yol açtığı yeni kemik oluşumu bazen de iç kulak duvarında yerleşir. Koklea denilen iç kulaktaki işitme sinirlerini doğrudan veya dolaylı etkileyerek ilave olarak, buradan kaynaklanan “sensörinöral” işitme kaybına yol açar.

Otoskleroz Nedeni Nedir?

Otoskleroz hastalığında kalıtımın rolü kesindir. Ailede otoskleroz varlığı, hastalığın oluşma ihtimalini artırır.
Otosklerozun oluşumunun tetiklenmesinde kızamık virüsu ve hormonlarda değişimlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
Kızamık virüsunün otosklerozu tetikleyici etkisi tam kanıtlanmamıştır. Ancak kızamık virüsune ait partiküller otoskleroz odaklarında saptanmış olması etkisi olduğunu fikrini desteklemektedir..
Hormonların etkileri ise özellikle hamilelik sırasında çok belirginleşmekte ve bu süreçte otoskleroz hastalığı hızlı ilerleme göstermektedir.

Otoskleroz Ne Sıklıkta Görülür? Cinsiyet ve Yaş Dağılımı Nasıldır?

Otoskleroz toplumun % 1’inde görülür. Gelişimi ve işitme kaybının belirgin hale gelmesi çok uzun zamana ihtiyaç duyar. Genellikle işitme kaybı 20 dB civarına vardığında, hasta durumun farkına varır.

Tanı, sıklıkla şikayetin belirgin hale geldiği 20-40 yaş arasında konulur.

Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat fazla görülen bu hastalığı özellikle hamilelik sırasında östrojen-progesteron hormonlarının miktar ve oran değişiklikleri hızlandırır.

Otosklerozun Belirtileri Nelerdir?

Hastaların çoğunda doktora başvurmayı gerektiren yakınma, tek veya iki taraflı işitme kaybıdır. Kayıp yavaş gelişir ve hasta başlarda sadece hafif sesleri (fısıltı gibi) işitemediğini fark eder. Hastaların bir kısmı gürültülü ortamlarda karşılıklı konuşmaları daha iyi işittiğini ifade eder. İşitme kaybı sıklıkla iletim tipidir. Hastalık ilerledikçe iç kulak tutulumu ile sinirsel işitme kaybı da eklenir ve mikst tip işitme kaybına dönebilir.
İkinci en sık yakınma da hastalıklı kulakta çınlamadır (tinnitus). Hastaların %25’inde baş dönmesi veya hafif dengesizlik yakınmaları olabilir. Baş dönmesi ve dengesizlik iç kulak tulumunda daha ön plandadır.

Otosklerozun Tanısı Nasıl Konur?

Hastanın yapılan muayenesinde kulak zarları normal görünümdedir.
Tanıda işitme testleri önemlidir. İşitme testinde iletim veya mikst tip işitme kaybı tespit edilir.
Kulak kemikçiklerinin hareketinin tespiti için akustik refleks bakılır.Akustik refleks kulağa gelen yüksek seste iç kulağı korumak için üzengi kemiğinin iç kulağa doğru hareketini sınırlayan doğal bir refleks yapısıdır. Otoskleroz hastalığında yeni kemik oluşumundan dolayı özengi kemiği hareketi azaldığı için akustik refleks bozulur.
Ameliyat öncesinde yapılan tüm muayene ve testlerin otoskleroz tanısını desteklemesine rağmen, bu hastalarda kesin tanı ameliyat sırasında konur. Çok nadir de olsa otoskleroz ön tanısı ile ameliyata alınan bir kısım hastada ameliyat sırasında orta kulağa bakıldığında, işitme kaybına yol açan sorununun otoskleroz dışında başka bir kulak hastalığına bağlı olduğu ortaya çıkabilir.

Otosklerozun Tedavisi Nasıl Yapılır?

İşitme kaybı belirli bir düzeye ulaşmışsa, ameliyat etkili bir tedavi yöntemi halini alır. Otoskleroz hastalığı tedavisi için uygulanan ameliyata “stapedektomi-stapedotomi ” ameliyatları denir. Bu ameliyatta stapes kemikçiğini tabanına bir delik açılır ve kemikçiğin ön ve arka bacak adı verilen diğer kısımları çıkartılır. Genellikle teflondan yada titanyumdan yapılan bir protez kemikcik , çengel kısmı örs kemikciğinin uzun koluna, piston kısmı da çıkarılan özengi kemikciğinin tabanının yerinde açılan deliğe girecek şekilde yerleştirilir. Özel beceri isteyen bu ameliyat, gelişmiş ameliyat mikroskopları ve ameliyat setleri kullanılarak yapılır.

Facebook
Google+
Twitter
LinkedIn

RANDEVU TALEP EDİN

Aklınıza takılan başka sorular varsa; çekinmeden bize ulaşıp, randevu talebinde bulunabilirsiniz.

HIZLI İLETİŞİM

Telefon: 0 (538) 442 48 28
Mail: info@otrila.com
Adres: Maltepe mahallesi, Eski Londra Asfaltı cad. Kale Avrupa Konutları No: 32/1H Cevizlibağ/Zeytinburnu/İstanbul

HIZLI RANDEVU TALEBİ