fbpx

Bilgi & Randevu:

Ses Terapisi

DİL, KONUŞMA ve SES BOZUKLUKLARI

Ses  Bozuklukları

Ses; günlük hayatta iletişimimizi sağlayan, çevremize kim olduğumuzu gösteren bir araçtır ve parmak izi gibi kişiye özeldir. Sesimizdeki herhangi bir problem iletişimimizi belirgin olarak etkiler.

Ses ile ilgili hastalığı olanlar; ses yorgunluğu, zayıflığı, titremesi (vokal tremor), kısıklığı, gerginliği, frekans bozuklukları, çatallaşması, boğazda rahatsızlık hissi veya ağrı, yutma güçlüğü gibi şikâyetlerle uzmana başvurmaktadır. Bu şikâyetlerin çoğu tedavi edilebilir hastalıklardır.
Uzman doktorlarımız ve uzman ses terapistimiz tarafından fexible endoskopi, stroboskopi ve bilgisayarlı ses analizi gibi en yeni teknolojik olanaklar kullanılarak muayene edilmektedir. Tanıya göre ses terapisi ve/veya ilaç tedavisi uygulanmakta gerekli görülen durumlarda mikroskopla ve lazerle ses teli ameliyatları yapılmaktadır.

Dil ve Konuşma Bozuklukları
Dil ve konuşma bozuklukları, konuşulanları anlama, kendini ifade etme ya da her iki alanda birden görülen problemleri içerir.

  • Akıcılık Bozuklukları (Kekemelik vs.): Konuşma ve okuma sırasındaki kekeleme hece yüzdeleri hesaplanarak, kişinin kekemeliğinin derecesi tespit edilir.
  •  Gecikmiş Dil ve Konuşma (Çocuğun Konuşmasının Akranlarından Geri Olması):Konuşması gecikmiş olan çocuklarda, genel ve dil gelişimlerini değerlendirmek üzere bazı testler yapılır. Konuşmasının akranlarından geri olmasına neden olabilecek faktörler değerlendirilir.
  •  Artikülasyon Bozuklukları (Sesleri Doğru Şekilde Söyleyememe); Öncelikle hangi seslerde problem olduğu bazı testlerle belirlenir. Testler, değerlendirmeler sonucunda kişiye özel uygun terapi yaklaşımı belirlenir ve uygulanır.

Ses ve konuşma bozukluğu nedeniyle merkezimize sık başvuran hasta  gurupları

• Sesini Çok Kullanan Meslek Mensupları:                                                                          

Öğretmen, avukat, satış elemanı, çağrı merkezi çalışanları, sigortacı vs. Ses yorgunluğu, yüksek sesle veya uzun süre konuşma zorluğu, ses kısıklığı gibi sıkıntılar ile sık karşılaşırlar.

• Ses Teli Ve Gırtlak Hastalıkları Olanlar: 

Nodüller, polipler, reinke ödemi, laringofarengeal reflü, ses yaşlanması, kistler, granulomalar, papillomlar, kanser.

• Sigara, Kirli Hava ve Uçucu Kimyasal Maddeli Ortamlarda Bulunanlar:  

Sigara içenler, sigara ve dumanlı ortamlarda bulunanlar, kimyasal madde fabrika ve tesislerinde çalışanlar, maden işçileri.

 Profesyonel Ve Amatör Ses Sanatçıları:

Ses aralık bozuklukları, performans yorgunluğu, ses kalite bozuklukları gibi yakınmaları olanlar.

• Nörolojik Ses Bozuklukları:

Spasmodik disfoni, vokal tremor (ses titremesi), ses teli hareket zayıflığı veya felci.

SES BOZUKLUKLARI-SES TERAPİSİ-SES HİJYENİ

Sesin perde, şiddet ya da kalitesi gibi özelliklerinden biri ya da bir kaçı konuşanın ne söylediğinden daha fazla dikkat çekici ise ses bozukluğu olduğu düşünülür.

Ses bozukluğu olan kişilerde en sık görülen yakınmalar; Konuşma sırasında boğazda ağrı, acı ya da gerginlik hissi, boğazda takılma hissi vardır.

Düzelmeyen ya da sık sık yaşanılan ses kısıklığı, konuşma sırasında zorlanma, nefes nefese kalma, uzun süre konuşmayı sürdürememe, sesin normaldekinden daha tiz (ince) ya da pes (kalın) çıkması, seste çatlanma/pürüzlülük, yüksek sesle konuşma/şarkı söylemekte zorlanma, sesin gün içinde ya da hafta sonuna doğru kötüleşmesi gibi şikâyetler tarif edilir.

Ses Bozukluklarının Sebebi Nedir?

Pek çok nedenden kaynaklanabilir. Her insan hayatı boyunca en az birkaç kez ses bozukluğu yaşar. En sık görülen ses bozukluğu, nezle, grip gibi enfeksiyonlara bağlı olarak görülen ses telleri iltihabında (Larinjit) olmaktadır. Ses tellerindeki şişlik ve kızarıklık açılıp kapanma özelliğini bozduğundan ses kalitesi etkilenir. Çoğunlukla kısa sürede ilaç tedavilerinin de desteği ile düzelir.

Guatr ve boyun ameliyatlarından, boyun travmalarından ve bazı viral hastalıklardan sonra oluşan ses teli felçlerinde (hareket bozukluğu – parezi) ses tellerinin birisi ya da ikisi kapanamadığından ses bozulur.

Daha çok sesin kötü ve yanlış kullanmasından, ses hijyenine dikkat edilmemesinden kaynaklanan ses tellerinde nodül, polip, kist, granülom, reinke ödemi “Kas gerilimi disfonisi”, “Püberfoni” gibi durumlarda ciddi ses kısıklıkları ve bozulmalar olur.

Çoğunlukla sigaranın yol açtığı düşünülen ses teli kanserleri, bazı virüslerin neden olduğu (papillom) ya da nörolojik hastalıklara (spazmodik disfoni) bağlı olarak ses bozuklukları gelişebilir.

Ses Teli Muayenesi Nasıl Olur?

Ses bozukluklarının değerlendirilmesi bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılır. Ses tellerinin yapısını ve hareketini görüntülemede en değerli yöntem ses teli frekansına göre yanıp sönen ışık altında özel bir endoskopi cihaz ile yapılan Videolarengostroboskopidir (VLS). Bu cihazla yapılan görüntülemede hastaya muayene sırası ve sonrasında mümkündür. İyi bir ekip çalışmasında KBB uzmanın yaptığı bu muayene sırasında hastayla çalışacak olan ses terapisti de muayeneyi izlemeli ve ses tellerinin hareketini ve problemin yerini gereğinde hastaya da göstererek terapi programını planlamalıdır.

Ses Hijyeni Nedir? 

Ses tellerini korumaya ve zarar görmesini önlemeye yönelik olan davranışlara ses hijyeni denir.

Bol su içmek, ses tellerinin kurumasında çok önemlidir. Su dışında alınan çay/kahve gibi sıvılar ses tellerini nemlendirmez hatta aşırı kurumasına neden olur.

Ses tellerini nemli tutmak korumak için uyuduğumuz ve çalıştığımız ortamları sık havalandırmak, toz, sigara dumanı, boya, tiner kokusu gibi irritanlardan uzak olmak gerekir. havayı kurutan klimalarda ses tellerine zarar verebilir.

Ses problemi, reflü varlığında mideden gelen asitli içeriğin ses tellerini tahriş etmesiyle de olabilir. Bu nedenle reflüyü tetikleyen yiyecek ve içeceklerden (asitli içecekler, baharatlar, sigara, alkol, kakao, hazır ve yağlı gıdalar) uzak durulmalıdır.

Ses kullanımını azaltmak, yüksek sesle konuşmamak, gürültülü ortamlarda konuşmamak, konuşurken solunum desteğini arttırmayı öğrenmek, ses bozukluklarını önlemeye yönelik terapi yöntemleridir.

Çoğu zaman hastalar ses tellerine ne şekilde zarar verdiklerinin farkında değillerdir. Bazen de farkında oldukları halde bu davranışları değiştirmeyi başaramayabilirler. Dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, kişiye sesine zarar veren davranışları değiştirme konusunda yardım eder. Kişinin hangi davranışlarının değiştirilmesi gerektiği tespit edilerek bu davranışlar üzerinde sistematik olarak çalışılır.

Ses terapisi; öğrendiklerini günlük hayatta düzenli uygulayanlarda oldukça etkindir. Ancak öğrendiklerini tam uygulamayan ya da isteğine göre, aklına geldikçe uygulamaya çalışanlarda etkinliği çok azalır.

Unutulmaması gereken şey, pek çok ses bozukluğu hatalı davranışlar ve hatalı ses kullanımları sonucu oluşur. Bu durum kendi kendine oluşmadığı gibi kendiliğinden de iyileşmeyecektir. Bu durumu oluşturan davranışlarından vazgeçilmediği sürece ses sorunları devam edecektir.

SES PROFESYONELLERİNE YAKLAŞIM

Seslerini profesyonel olarak kullanan hastalara, sadece otolarengoloji sahasında elde edilemeyecek bilgi birikimi ve yetenek ile müdahale etmek gerekir. Bu sanat performansı disiplininin parçasıdır. Otolaringolog, konuşma patoloğunun ve şarkı sesi araştırıcısının yeteneklerini hastanın sesini yeniden eğitmek ve rehabilite etmek için kullanır. Takım çalışması çok önemlidir. Son 10 yıldır çeşitli mültidisipliner ses merkezlerinin açılması takım çalışmasının önemini göstermiştir.

Profesyonel ses hastaları ayrı bir gruptur. Sese en çok ihtiyacı olanlar şarkıcı ve aktörler yanında mesleğini konuşmayla yapanlar (satıcı, resepsiyon memuru, telefon operatörü, avukat, müezzin, tezgahtar, öğretmen, politikacı, doktor) profesyonel ses kullanıcısı olarak değerlendirilmelidir, çünkü bu insanların tümü önemli derecede seslerine bağımlıdır ve sesleri ile iş yapabilmektedir.

Özellikle şarkıcı ve aktörler sesle ilişkiliş aşırı derecedeki pratik ve performans stresi diğer tüm meslek gruplarından fazladır. Genelde iyi eğitimli olurlar ve seslerini limitlerinin sonuna kadar kullanırlar. Diğer hiçbir hasta grubu seslerindeki değişikliklere bu grup kadar hassas değildir. Ses bozukluğu olan aktörler ve şarkıcılar en deneyimli kulak burun boğaz ve ses uzmanları için bile zor vakalardır.

SESİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Ses duygusal durumun ve genel sağlığın çok duyarlı bir belirtecidir. Vücudun herhangi bir yerindeki işlev azalması ses değişikliğine yol açabilir. Bu nedenle ses profesyonelinin değerlendirilmesi sırasında, tüm beden ve psikolojik durum birlikte değerlendirilmelidir..

Herhangi bir tip ses üretimi için bir ses kaynağına, bir vibratöre ve rezonatöre ihtiyaç vardır. Akciğerler güç kaynağını , gırtlak ve ses telleri titreşim kaynağını ve boğaz,damak dil,dişler ve dudak ta sesi sözlere ve şarkıya dönüştüren rezonatörü temsil eder. Hastanın değerlendirilmesinde bu üç sistem birlikte ele alınmalıdır.

ÇOCUK VE ERGENLERDE SES TERAPİSİ

Çocuklarda görülen ses bozuklukları

Çocuklarda görülen ses bozuklukları sesin kötü ve yanlış kullanımından kaynaklanmaktadır. Sürekli ya da sık sık ses kısıklığı yaşayan çocuklar, çok konuşan, yüksek sesle konuşan, istekleri yapılmadığında ağlayarak tepki gösteren çocuklardır. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanırlar ve bunu da sürekli konuşarak ya da yüksek sesle konuşarak yapmaya çalıştıklarından ses problemi yaşarlar. Bu çocuklar konuşma tarzlarının farkında değillerdir. Ebeveynlerinin ya da öğretmenlerinin uyarılarına rağmen konuşma alışkanlıklarını değiştirmezler.

Ses terapisinde, çocuğa konuşmanın nasıl gerçekleştiği, konuşurken hangi organlarını ne şekilde kullandığı, yanlış/kötü kullandığında neler olabileceği resimlerle anlatılır. Ses tellerine zarar veren davranışlar ve ortamlar hakkında ayrıntılı bilgi verilir. Çocuğun kendi ses kullanımı hakkındaki farkındalığı ve kontrolü geliştirilmeye çalışılır.

Çocuklarda ses terapisi, haftada bir kez görüşülmek şartıyla  ortalama 4 hafta sürer. Haftada bir kez görüşülmesi ve 4 seansın hiç ara vermeden yapılması çok önemlidir. Aksi taktirde çocuklar programdan uzaklaşabilmektedir. Terapide verilen görevlerin eksiksiz yapılması ve istenen bilgi formlarının düzenli tutulması terapinin etkinliği açısından önemlidir.

Ergenlerde görülen ses bozuklukları

Ergenlik döneminde erkek çocuklarda görülen ses bozukluğu “püberfoni” ya da “mutasyonel falsetto” denilen erkek – kadın sesi arası tiz ses kullanımı durumudur. Bazı erkek çocukları ergenlik dönemindeki hızlı büyüme sürecinde gırtlağın aniden büyümesiyle birlikte seslerinin aniden kalınlaşmasına uyum sağlayamazlar. Eski çocuk seslerini korumaya çalışırlar ve tuhaf bir ses çıkarırılar. Bu problem %90 oranında bir seansta düzeltilebilmektedir. Aşırı dirençli vakalarda 3 seansa kadar uzayabilir. 3 seansta düzelmemesi durumunda endokrinolojik ya da psikolojik durumlar düşünülüp refere edilir.

YETİŞKİNLERDE SES TERAPİSİ

Pek çok ses bozukluğu kişilerin farkında olmaksızın yaptıkları yanlış davranışlar sonucu ortaya çıkmaktadır. Çok yüksek ya da fısıltı-alçak sesle konuşma, sesini dinlendirmeyi bilmemesi, ses hijyenine dikkat etmemesi, konuşurken yanlış kaslarını kullanması, solunum desteğinin yetersiz olması gibi durumlar zaman içersinde sesin bozulmasına yol açmaktadır.

Ses terapilerinin asıl hedefi ses teli üzerindeki hastalığı ortadan kaldırmak değil, kişinin hatalı davranışlarını değiştirerek ses kalitesinde daha kalıcı bir değişiklik oluşturmaktır. Ses terapisinde kişiye bu konularda bilgi verilir. Ses tellerini zorlamadan kullanmayı sağlayan egzersizler öğretilir. Kişi terapide öğrendiği teknikleri gündelik yaşamına aktarmayı başardığında sesle ilgi şikâyetleri azalarak kaybolur. Terapide önerilen uygulamaların eksiksiz olarak ve düzenli yapılması çok önemlidir. Düzensiz uygulama yapan ya da uygulamaları vaktinden önce bırakan hastalarda ses terapisi sonuç vermemektedir.

Sigara ve alkol kullanımı olan kişilerde ses terapisi etkisi daha azdır. Öncelikle ses hijyeni konusunda ilgili bilgi verilmeli, sigara ve alkol kullanımını bırakması veya azaltması önerilmeli, terapiye bunlar sağlandıktan sonra başlanmalıdır.

Ses terapilerinin süresi ses bozukluğunun nedenine ve kişinin terapideki ilerleme hızına göre değişebilmekle beraber, sesin kötü/yanlış kullanımına bağlı bozukluklarda 6-8 seans yeterli olmaktadır. Her seans yaklaşık 45dk sürmektedir ve haftada en az bir kez görüşmek gereklidir. İlk iki terapinin ard arda yapılması önemlidir. Terapi seansları planlanırken bu durumun göz önünde bulundurulması gerekir.

Şan Dersleri ve Ses Terapisi Aynı mıdır?

Aynı değildir.

Şan dersi, normal sese sahip olup, sesini daha profesyonel olarak kullanmak isteyen şarkıcı, sinema, tiyatro oyuncusu vb. kişilere, ses kullanım tekniklerinin, sesi koruma yöntemlerinin öğretilmesini içerir. Sağlıklı ses tellerine sahip olan kişiler şan dersleri alabilirler.

Ses terapisi ise ses tellerinde herhangi bir bozukluğu, hastalığı olan, sesin normaldekinden farklı çıkmaya başlayanlarda uygulanır. Kişinin sesinin bozulması durumunda, kişiye kendi doğal sesini yeniden kazandırmak için dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından eğitimi verilen egzersizleri ve düzenlemeleri içerir. Ses terapisinin tamamlanmasından sonra kişinin istek ve ihtiyacına göre şan derslerine başlanabilir.

İŞİTME AZLIĞINA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI

İşitme bozuklukları doğuştan ya da sonradan geçirilen hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. İşitme bozukluğunun derecesi ve tipi çocuğun konuşma gelişimini farklı şekilde etkileyecektir. Aynı zamanda uygulanacak tedavi yöntemleri de buna bağlı olarak farklılaşacaktır. İşitme kaybının teşhisi ne kadar erken yaşta sağlanırsa, tedavinin ve bireyin konuşma gelişiminin o kadar sağlıklı olacağı unutulmamalıdır. Yani, işitme kaybında erken teşhis çok önemlidir. Özellikle ilk iki yaş, çocuğun konuşmasını geliştirebilmesi için en önemli dönemdir. Aile çocuğun büyümesini ve gelişmesini dikkatli bir gözlemle takip ediyorsa, işitme kaybı erken dönemde teşhis edilebilir. Çocukların işitme duyusunu değerlendirmek için artık büyümelerini beklemek gerekmez. Yaşamın ilk günlerinde uygulanabilen otoakustik emisyon (OAE) ve BERA gibi testler ile yeni doğan bir bebeğin işitme engelini saptamak mümkündür. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli tanısı konan ve işitme cihazı uygulanıp işitme ve konuşma eğitimi alan bebeklerin konuşma becerisi normal işiten yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebilir. İşitme kaybı olan çocukların, işitme seviyesinin düzenli olarak kontrol edilmesi gereklidir. Kontrollerde yapılan işitme testleri ile çocuğun işitmesinde olabilecek değişiklikler tespit edilir.

Çok sık orta kulak iltihabı ve kulakta sıvı birikimi gibi hastalıklar sonucunda oluşan hafif işitme azlıkları olan çocuklarda, konuşmaları ve sesleri duyup tepki verdiklerinden genellikle işitme kaybı çok geç fark edilir. Bu gibi durumlarda en sık gözlenen belirtiler “çocuğun işine geleni duyuyor, işine gelmeyeni duymazmış gibi” bir izlenim yaratması, konuşurken bazı sesleri yanlış söylemesi ya da önceden doğru söylediği ses ve sözcükleri hafif hatalı söylemeye başlamasıdır.

Çocuklar için normal kabul edilen +15 dB’i aşan çok hafif derecedeki işitme kayıpları bile çocuğun konuşmayı anlama ve öğrenme yeteneği, işitme kaybının derecesine göre değişik ölçülerde etkilenecektir.

Ne Zaman Terapiye Başlanmalıdır?

İşitme kaybı teşhis edilip cihazlandırması yapılan çocuklar hiç vakit kaybetmeden terapiye başlamalıdırlar. İşitme kaybı olan çocukların terapisinde; öncelikle konuşma terapisti, işitme engelliler öğretmeni, psikolog gibi uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. İşitme cihazı ile duyabilen çocuklarda, öncelikle ses eğitimi, dinleme becerilerinin geliştirilmesi, sıra alma davranışlarının öğretilmesi gereklidir. Bu eğitimler işitme engelliler öğretmeni ya da özel eğitimciler tarafından yapılır. Bu eğitimlerin devamında, dil gelişimi ve konuşma seslerinin öğretilmesinde dil ve konuşma terapistinden yardım almalıdır.

İlköğretim ve lise düzeyindeki işitme engelli çocuklara eğitim veren İşitme engelliler öğretmeninin yanı sıra dil ve konuşma terapistininde devreye girmesi ve terapi yapılması gerekebilir.

Total kaybı olup işitme cihazından yararlanamayan ve koklear imlant yapılmamış olanlarda işaret dili ve dudak okumanın öğretilmesi gerekebilir.

AKICI KONUŞMA BOZUKLUKLARI, KEKEMELİK,HIZLI KONUŞMA

1. KEKEMELİK

Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ve ritminin, duraklamalar, tekrarlar, uzatmalarla ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır.

Genellikle 2-7 yaş arasında ortaya çıkar, en çok 3-5 yaş arasında görülür. Erkek çocuklarda daha ağır seyreder. Kız-erkek oranı 1/5 tir. Yapılan araştırmalara göre kekemelik görülen kişilerin ailelerinde de kekemelik oranı yüksektir.

Hemen herkes konuşma sırasında ses, hece ya da sözcük tekrarlamaları yapar. Arada bir olan bu gibi konuşma akıcısızlıkları normal kabul edilir. Konuşma akıcısızlıkları, günlük konuşma tarzı haline geldiğinde ve diğer insanlar tarafından fark edilebilir düzeyde olduğunda, bir konuşma problemi olduğu düşünülür. Kekemelik, kişide utanç ve engellenme duyguları yaratır. Zamanla kişi konuşmaktan kaçınır hale gelir. Bu durum kişinin psikolojik, sosyal ve akademik yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Konuşma problemi giderek karmaşık ve çok yönlü bir problem haline gelir.

Kekeme bir çocuk ya da yetişkinle konuşurken nelere dikkat edilmeli?

  • Söylemek istediği sözcüğü ya da cümlesini tamamlamayın.
  • Kesinlikle, “yavaşla, nefes al, düşünerek konuş, konuşmana dikkat et, acele etme” gibi uyarılarda bulunmayın. Bu onun daha çok kekelemesine yol açacaktır. Aynı telkinlerin konuşurken size yapıldığını düşünün!
  • Kekeme çocuk ya da yetişkinle konuşurken, sakin bir şekilde onun konuşmasını tamamlamasını bekleyin, göz temasını sürdürün. Nasıl söylediğini değil, ne söylediğini dinleyin.
  • Kekemelik bir “tabu” olmamalıdır. Kekemeliği hakkında açıkça konuşun. Özellikle küçük çocuklar ebeveynleri açıkça ifade etmese de kendilerindeki problemin çoğu zaman farkındadır. Çocuğunuza rol yapmaktan kaçının.
  • Yavaş ve doğal bir biçimde konuşun ve onu konuşması için zorlamayın.

2. CLUTTERİNG (TAKİFEMİ – HIZLI KONUŞMA)

Takifemi, konuşmanın ritminin sözcük ya da sözce tekrarları, uygun olmayan yerlerde duraklamalar, sözcük içindeki hecelerin yerlerinin değiştirilerek söylenmesi gibi düzensizlikler nedeniyle bozulmasıdır. Takifemisi olan kişiler çok hızlı konuşurlar ve genelde konuşmasındaki problemin farkında değilmiş gibi görünürler.

Takifemesi olan kişiler, genellikle tek heceli ve kısa sözcüklerde tekrarlamalar yaparlar. Ancak kekemeliktekinden farklı olarak bu tekrarlamalarında herhangi bir zorlanma yoktur. Kekeme kişilerde olduğu gibi konuşmaktan kaçınmazlar. Bu kişilerde; yetersiz konsantrasyon, kısa dikkat süresi, algısal güçlükler, düşünmeden konuşma gibi özellikler görülebilir.

Tedavide kişinin konuşma hızını yavaşlatmaya yönelik çalışmalar yapılır. Terapide gösterdiği performansı diğer ortamlara genelleyebilmesi için başka çalışmalara da gereksinim duyulabilir.

ÇOCUKLARDA KEKEMELİK TERAPİSİ

Okul öncesi dönem çocuklarda kekemelik tedavisi genellikle başta anne-baba olmak üzere çocuğun etrafındaki yetişkinlerin eğitilmesine yöneliktir.

Bu dönemde pek çok çocukta görülebilen ve “gelişimsel akıcısızlık” denilen konuşma akıcısızlıkları yetişkinlerin yanlış tutumları nedeniyle kalıcı hale gelebilmektedir. En sık yapılan hatalar; çocuğa “heyecanlanma, yavaş konuş, güzel konuş” şeklinde telkinlerde bulunulmasıdır.

Bu gibi uyarılar çocuğun konuşmasını düzeltmeye yaramaz. Tam tersine çocuk üzerinde olumsuz etki yapar ve problemin kalıcı olmasına neden olabilir. Yetişkinlerin en çok yaptığı yanlışlardan biri de çocuğun kekeleyerek konuşmasını engellemek için onun yerine söyleyeceği şeyi söylemek yönündedir. Böyle davranmakla çocuğa yardımcı olduğunu sanan yetişkinler konuşmasını engelleyerek çocuğun daha da agresivleşmesine neden olmaktadırlar. Yapılabilecek en doğru davranış hiç bir şey yokmuş gibi çocuğun konuşmasını dinleyip normal bir şekilde konuşmaya devam etmektir. Çocuğa konuşmasıyla ilgili hiç bir yorum ya da eleştiride kesinlikle bulunulmamalıdır.

Okul öncesi dönemde 4 yaşından itibaren terapiye başlanabilir. Çocuklar yaklaşık olarak 4 yaşına geldiklerinde sözcük dağarcıkları ve gramer yapıları yeterli düzeye erişmiş olur. Dikkat süreleri uzamıştır ve bir yabancıyla iletişim kurmakta zorlanmazlar, verilen görevleri anlayıp yerine getirebilirler. Bu nedenlerden ötürü 4 yaşından önce terapiye başlamak anlamlı değildir.

Terapi programı, çocuğun konuşma davranışını şekillendirmeye yönelik davranışçı terapi tekniklerinin programı evde uygulayacak olan yetişkine uygulamalı olarak öğretilmesini içerir. Programı uygulayacak olan çocuk ve yetişkin haftada bir kez terapiye gelir. Terapist çocukla çalışırken ebeveyni izler, daha sonra aynı çalışmayı terapistin önünde tekrar eder. Terapi süresi 45dk dır. Her seansta gösterilen çalışma biçmi bir hafta boyunca evde uygulanır. Yeterli düzeye ulaşıldığında bir sonraki aşamaya geçilir. 4 yaşından önce başlayan kekemeliklerde, anne-babalara çocuklarının konuşma bozukluğunun şiddet ve sıklığını nasıl takip edebilecekleri konusunda bilgi verilir ve belli aralıklarla kontrole çağrılır.

ERGEN VE YETİŞKİNLERDE KEKEMELİK TERAPİSİ

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ve ritmi ile ilgili bir iletişim bozukluğudur.

Akıcı konuşmada ritim ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.

Ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu  durum “kekemelik” olarak adlandırılır.

Kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar. Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.

Kekemelik toplumda yaygın bir konuşma bozukluğudur.Bir çok çocuk, ergen ve yetişkin, tanımadığı kişilerle konuşurken, kalabalık ortamlardayken, heyecanlandığında daha fazla artan kekelemelikten muzdariptir.Bu nedenle kekemelik sorunu olan  kişilerin çoğu sosyal etkinliklerden ya da çok konuşma gerektiren işlerden kaçınırlar.

Her kekemelik bir diğerinden farklıdır. Seslerin, hecelerin, sözcüklerin ve cümlelerin tekrar edilmesi, sözcüklerin bitirilmeden bırakılması, sözcüklerde alışılmadık vurgulamaların ortaya çıkması gibi değişik şekilde kekemelikler vardır.

Kekemeliğin sebebi Nedir?

Kekemeliğin bir çok nedeni  kesin değildir. Yapısal bir bozukluk, öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belir­tisi, çevresel nedenler üzerinde durulmaktadır. Son yıllarda  kekemelikte genetik faktörler  açısından genler üzerinde umut veren yoğun çalışmalar vardır. Bütün bunlara rağman  yaygın olarak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olmadığı görüşü hâkimdir.

Kekemelik Genellikle Hangi Yaşta Ortaya Çıkar?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş).

Bazı durumlarda, okul çağında, nadiren yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir.

Kekemelik Cinsiyete Göre Farklılık Gösterir mi?

Kekemelik erkek çocuklarda, kız çocuklarda görüldüğünden daha yaygın olarak görülür, şiddeti ve sürekliliği de kız çocuklara göre fazladır.

Şarkı söylerken kekemelik olur mu?

Şarkı söylerken, başka bir lisanda konuşurken kekemelik olmaz. İletişim ile ilgili kaygının olmadığı ortamlarda, şarkı söylerken, oyun oynarken, yabancı dilde, hayvanlarla konuşurken vb. normal akıcılıkta konuşabilirler

Kekemelik tedavisi

Kekemeliğin iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan farklı terapi programları vardır.Temel olarak terapi programlarının çoğunda  çeşitli okuma çalışmaları yapılır. Bu tip programlara alınacak kişinin okumayı öğrenmiş olması ve herhangi bir okuma bozukluğunun olmaması gerekir.

Programların süresi 1-2 aydan 2 yıla kadar değişebilmektedir. Seçilecek terapi programının yanı sıra, kişinin yaşı, iyileşmeye ilişkin motivasyonu, problemin derecesi, çevresel destek imkanları, terapi seanslarına düzenli katılımı, terapi dışında yapması gereken görevleri tam olarak gerçeşleştirmesi gibi pek çok faktör terapi süresinin uzunluğunu belirlemektedir. Bu nedenle diğer konuşma bozukluklarının aksine  terapi programı için  kesin bir süre vermek mümkün olmamaktadır.

Konuşmaya ilişkin olumsuz şartlanmaların var olduğu günlük hayatın etkilendiği durumlarda, kişilerin konuşma terapisi yanısıra psikoterapi almaları da gerekebilir.

GECİKMİŞ DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU

Çocuğun, konuşulanları anlama ve konuşmayı kullanarak iletişim kurma becerilerinin yaşıtlarından geri kalması durumudur.

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozukluğunun Sebebi Nedir?

İşitme engeli, zeka geriliği, yaygın gelişimsel bozukluklar (otizm, asperger sendromu vb), dudak-damak yarıklığı, Cerebral Palsy (CP), öğrenme güçlüğü, disleksi, olumsuz çevre koşulları, anne-baba ya da çocuğa bakım veren kişilerin yanlış tutumları, sebebi belirlenemeyen durumlar gibi çok çeşitli nedenlerden ötürü çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerileri yaşıtlarıyla aynı düzeyde gelişmeyebilir.

Çocuğun Dil ve Konuşma Becerilerinin Geri Olduğu Nasıl Anlaşılır? Ne Zaman Bir Uzmana Başvurulması Gereklidir?

Dil ve konuşma gelişimi bebek doğduğu andan itibaren başlayıp devam eden bir süreçtir. Gelişim sürecinin her evresinde çocuğun çıkarması gereken sesler ve gerçekleştirmesi beklenen bazı davranış biçimleri vardır. Genel olarak çocuklar bu evreleri aynı yaşlarda tamamlarlar. Ancak her çocuğun kendine özgü bir gelişim seyri vardır. Bu nedenle, kimi çocuklar bazı becerileri daha erken dönemlerde gerçekleştirirken, kimileri daha geç yaşlarda aynı gelişim seviyesine ulaşırlar. Çocukların gelişim düzeylerinin tespit edilebilmesi amacıyla geliştirilmiş olan bir takım değerlendirme envanterleri ve testler aracılığı ile, çocuğun gelişimini takip etmek mümkündür. Dil gelişimiyle ilgili değerlendirmelerin, dil ve konuşma terapisti tarafından mümkün olan en erken dönemde yapılması gerekir. Değerlendirme sonucuna göre çocuk, doğrudan ya da dolaylı yoldan terapiye alınır. Ek başka problemlerin olması durumunda, başka uzmanlara yönlendirilir.

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU

Artikülasyon (Sesletim) Bozukluğu; seslerin, hecelerin ya da sözcüklerin yanlış üretilmesidir. Kişinin ne söylediğinden çok nasıl söylediği dikkat çeker. Dinleyenler kişinin ne söylediğini anlamak için daha fazla dikkat harcar. Bu durum, okul ya da mesleki başarısını, toplumsal iletişimini etkiler. Bozukluğun şiddeti, konuşmadaki küçük ve önemsiz aksaklıklardan tamamen anlaşılmayan bir konuşmaya kadar değişebilir. Artikülasyon bozukluğu olan çocuk ve yetişkinlerde en sık görülen hatalar; bir sesin yerine başka bir ses (kar– kay) söyleme, hecelerin yerlerini değiştirme (portakal-porkatal), ses eksiltme (sakız-sakı, anahtar-anatar), ses ekleme (üzüm-yüzüm) ya da sesleri bozma (süt derken “s” sesini peltek söyleme) gibi durumlardır.

Artikülasyon (Sesletim) Bozukluğunun Sebebi Nedir?

  • Yapısal anomalilere bağlı: Dudak-damak yarıklığı, ağız-yüz anomalileri, dil-diş sorunları

  • Nörolojik bozukluklara bağlı: Serebral Palsi, felç, travmatik beyin yaralanmaları

  • İşitme engeli (Sık geçirilen orta kulak iltihabı)

  • Zeka geriliği

  • Herhangi bir anatomik, nörolojik, organik nedeni olmayan durumlar

  • Yanlış öğrenme/ yanlış pekiştirme

  • Motivasyon eksikliği

    gibi pek çok nedenden ötürü kişide artikülasyon bozukluğu görülebilir.

Artikülasyon bozukluğu kaç yaşında anlaşılır? Ne zaman terapiye başlanmalıdır?

Artikülasyon bozukluklarının tedavisine yaklaşık olarak 4 yaşından sonra başlanır. Genel olarak çocuklar 7-8 yaşlarına geldiklerinde anadilinin tüm seslerini doğru olarak üretebilirler. Bu yaştan sonra devam eden konuşma bozukluğunun kendiliğinden düzelme olasılığı çok düşüktür. Çocuğun konuşmasının akranlarından farklı olduğunu düşünen ebeveynler /öğretmenler, mutlaka bir dil ve konuşma terapistinden yardım almalıdırlar. Dil ve konuşma terapisti; çocuğun konuşma probleminin sebebini, hangi seslerde problemi olduğunu, sesletim bozukluğunun şiddetini belirler ve ne zaman terapiye başlanması gerektiği konusunda aileyi bilgilendirir. Ergenlik ya da yetişkinlik döneminde de artikülasyon terapisi yapılır. Ancak konuşma biçimi yerleşmeden, küçük yaşlarda yapılan terapi daha kısa sürede sonuç verecektir. Bu nedenle ebeveynler en kısa zamanda bir dil ve konuşma terapistinden yardım almalıdır.

Terapi Ne Kadar Sürer?

Terapi süresi kişiden kişiye değişmektedir. Kişinin yaşı, problemin derecesi, ek başka sorunların olup olmaması, haftalık seans sayısı, kişinin ev ödevlerini düzenli yapıp yapmaması gibi faktörlere bağlı olarak terapi süresi farklılaşmaktadır. Terapi, birkaç haftadan birkaç aya, çok ileri düzeydeki vakalarda ise bir yıla kadar sürebilir. Artikülasyon terapisinde, çocuk haftada en az iki kez olmak üzere bir dil ve konuşma terapistine gider. Seans süresi 45dk dır. Bu süre içersinde, dil ve konuşma terapistinin önceden hazırlamış olduğu program doğrultusunda çocukla çeşitli çalışmalar yapılır. Seansın bir kısmını çocukla evde çalışacak olan yetişkin izler ve ev ödevleri verilerek çalışma sonlandırılır.

MOTOR KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Motor konuşma bozuklukları, merkezi ya da periferik sinir sisteminin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan konuşma bozukluklarıdır. Konuşma bozukluğunun niteliğine göre tanılanırlar. Motor konuşma bozukluğu tipleri; Apraksi/ Dispraksi ve Disartri olmak üzere tanılanır.

Apraksi/Dispraksi, herhangi bir bilişsel (zihinsel) bozukluk, hareket bozukluğu, kas güçsüzlüğü olmaksızın beceri gerektiren hareketlerin yapılamaması ya da kısmi kaybıdır. Bu durum hastanın hareketlerinde olabileceği gibi yalnızca konuşmasında da görülebilir. Konuşma apraksisi ya da dispraksi, hastanın söylemek istediklerini doğru olarak söylemekte zorlanmasıdır. Bu durum konuşma kaslarının güçsüzlüğüne bağlı olarak gelişmeyebilir. Hastanın istemsiz hareketleri sağlam kalırken, istemli ve amaçlı programlama bozulmuştur.

Yani hasta kendiliğinden herhangi bir sözcüğü söyler, ancak o sözcüğü söylemesi istendiğinde bunu yapamaz. Disartri; sinir sisteminde meydana gelen hasara bağlı olarak kişinin kaslarını kontrol edememesidir. Bu kişilerin, konuşma seslerini üretememelerinin yanı sıra yutma problemleri de olur. Kas kontrolündeki sorunlar, kasların hiç hareket etmemesinden, aşırı ya da düzensiz hareket etmelerine kadar değişik şekillerde seyredebilmektedir.

EDİNİLMİŞ DİL BOZUKLUKLARI

Tümör, felç, kafa travması ya da bazı hastalıklar sonucu beynin dille ilgili alanlarının hasarlanması sonucu var olan dil becerilerinin kaybı ya da bozulmasıdır. Bu durum “Afazi” olarak adlandırılır. Afazinin sözcük anlamı “söz yitimi”dir. Afazi değişik alt tiplere ayrılır ve her birinde görülen konuşma bozukluğu birbirinden farklıdır. Bazılarında, hasta söylenilen her şeyi çok iyi anlar ancak kendisi anlamlı cümleler kuramaz. Bazı durumda hasta kendisi akıcı bir şekilde konuşur ama başkalarının söylediklerini anlayamaz. Başka bir alt tipinde, hasta sözcük bulmakta zorlanır. Beyindeki hasarın daha yaygın olması durumunda kişinin hem anlaması hem konuşması bozulur. Hastanın afazi tipi belirlendikten sonra, kaybolan dil becerilerine yönelik egzersizler hazırlanır.

Facebook
Google+
Twitter
LinkedIn

RANDEVU TALEP EDİN

Aklınıza takılan başka sorular varsa; çekinmeden bize ulaşıp, randevu talebinde bulunabilirsiniz.

HIZLI İLETİŞİM

Telefon: 0 (538) 442 48 28
Mail: info@otrila.com
Adres: Maltepe mahallesi, Eski Londra Asfaltı cad. Kale Avrupa Konutları No: 32/1H Cevizlibağ/Zeytinburnu/İstanbul

HIZLI RANDEVU TALEBİ